1993-2001 Yılları Arasında, Başkan Yardımcısı Al Gore Başkanlığı

ÖNSÖZ

 

Yeni bir seçim dönemine giriyoruz. Yepyeni umutlarla geleceğe aydınlık bakmak, belki de yeni bir başlangıç yapmak  istiyoruz... Gökdelenlerimizin sayısı hızla artsa, dev alışveriş merkezleri birbiri ardına dizilse, enflasyon oranları tek haneli rakamları zorlasa da yıllardır sosyal devlet ve kamu yönetimi adına pek de kayda değer bir ilerleme yapamadığımız ortadadır.

Aşağıdaki makale kamu yonetimi adına neleler yapılabileceğini göstermek adına son derece çarpıcı sonuçları içermektedir:

................................

 

Özellikle yeniden yapılanma konusunda görülen yeni yaklaşımlar, 1993 yılında ülkede önemli bir adımın atılmasına neden olmuştur. Bu tarihte başlayan yapılanma süreci, uzun süre devam edecek şekilde tasarlanmış ve Başkanlık yönetiminde kapsamlı bir çalışma başlatılmıştı.

ABD'de Mart 1993 tarihinde Başkan Clinton, yardımcısı Gore'un başkanlığında bir komitenin, Federal hükümeti 6 ay içinde gözden geçireceğini ve performans tabanlı bir rapor hazırlanacağını belirtmiş ve kamu yönetimine kısa süre içinde bir düzene oturtulacağının sinyalini vermişti. Gore başkanlığındaki Ulusal Performans İnceleme Ekipleri kısa sürede, sorunları belirlemek, çözümler önermek ve tasarruf yapılmasını sağlamak amacıyla, federal kuruluşlar, personel, personel alımları ve bütçe politikaları gibi bazı ortak konularda ayrıntılı çalışmalar yapmaya başladılar. Kısa süre içerisinde ön çalışmalar tamamlandı ve Başkan yardımcısı Gore'a çalışmalar hakkında bilgi verildi. Bu bilgilere göre; Ulusal Performans İnceleme Ekiplerinin çalışmaları 4 esas üzerinde yürütülmüş ve belirlenen her sorun için öneriler getirilerek, yapılması gerekenler ortaya konulmuştur. Buna göre; kırtasiyeciliği azaltmak, müşteriyi ön plana çıkarmak, sonuç elde edebilmek için personele yetki vermek ve gereksiz fonksiyonları azaltarak temel ihtiyaçlara dönmek şeklinde ortaya konan temel adımlar, Gore tarafından hazırlanan ayrıntılı bir raporla, kamuoyuna sunulmuştur. Yeniden yapılanma ile ilgili birçok öneri getiren Rapor, mevcut yönetimin kendini yeniden keşfetmesi, daha iyi çalışan ve daha az harcayan bir hükümet yaratma yönündeki kararlığı yansıtmıştır. Aslında Al Gore'un bu şekilde Ulusal Performans İnceleme Ekiplerini kullanarak kapsamlı bir yeniden yapılanma çalışması yaptırması, kendisi tarafından düşünülmüş bir plan değildi. ABD'de 1992 yılında "Amerikan Prestoraykası" olarak nitelendirilen ve tüm dünyada geniş yankılar uyandıran, Osborne ve Gaebler'in hazırladıkları "Reinventing Government" isimli çalışma, Al Gore'un çalışmalarına ve özellikle Al Gore'u bu işle görevlendiren Başkan Clington'un esin kaynağı oldu. Bu çalışmada yazarlar yeniden yapılanmayı 10 başlık altında oldukça çarpıcı bir şekilde ele almışlardı. Buna göre; birinci bölümde asıl hedefin "kürek çekmek değil, dümen tutmak" olduğunu anlatan katalitik devlet, ikinci bölümde, hizmetten çok yetki vermeyi gerektiren, toplumun sahip olduğu kamu yönetimi, üçüncü bölümde, her alanda rekabetçi yönetim, dördüncü bölümde, kurallara dayanmaktan vazgeçen misyona dayalı yönetim, beşinci bölümde, girdilerin değil çıktıların finansmanına dayanan sonuca yönelik yönetim, altıncı bölümde, bürokrasinin değil, müşterilerin ihtiyaçlarının karşılanmasını hedefleyen müşteriye yönelik yönetim, yedinci bölümde, harcamak yerine kazanmak amacında olan girişimci devlet, sekizinci bölümde, çareden çok tedbirlerle uğraşan, geleceğini hesaplayan yönetim, dokuzuncu bölümde, hiyerarşiden katılım ve takım çalışmasına yönelen merkeziyetçilikten kurtulmuş yönetim ve son bölümde, değişimin piyasayla desteklenmesini gerçekleştiren piyasaya yönelik yönetim ayrıntılı bir şekilde anlatılmış ve somut örneklerle oldukça ilginç yorumlar yapılmıştır. Bu yönüyle "Yeni kamu yönetimi" yaklaşımı içerisinde kendisine ayrı bir yer bulan çalışma, kamu yönetimini sanılanın aksine "kamu işletmeciliği" mantığıyla ele almamakta, özel-kamu sektörü arasındaki farkları ortaya koyarak yeni çözümler bulmağa çalışmaktadır. Çalışma 1992 yılında yayınlanıp, çok dikkat çekince, ABD yönetimi, hemen harekete geçmiş ve bu kitapla çok ortak yönü olan ünlü Al Gore raporu hazırlatılmıştır. Rapor, ekleriyle birlikte 168 sayfada, 4 ana başlık altında ABD kamu yönetiminin yeniden yapılanmasını mercek altına almıştır. Şimdi raporu, bu alt başlıkları paralelinde incelemeye çalışalım.

A-Kırtasiyeciliği Azaltmak

ABD Federal yönetiminin en olumsuz yönlerinden birisi sürekli olarak kırtasiyeciliğin yaşanmasıdır. Bundan dolayı da kırtasiyeciliği azaltmak raporun baş tarafında yer almıştır. Bugün kırtasiyeciliğe neden olan en önemli unsur, mevzuatın çok geniş oluşudur. Örneğin sadece, personelin nasıl işe alınacağını, yükseleceğini veya işini son verileceğini 100.000 sayfayı bulan mevzuat belirlemektedir. Al Gore'un raporu bu olumsuzluktan hareketle, somut bazı örnekler verdikten sonra, kırtasiyeciliği ve bürokrasiyi en aza indirebilmek için altı adımı ortaya koymuştur.

1. Bütçe Sürecini Kolaylaştırmak: Bunun için, Başkan, her kurumun yapması gereken öncelikleri belirleyerek, bunlara sağlanacak fonları da dikkate alarak bir yürütme bütçesi hazırlaması gerekmektedir. Bütçelerle ilgili süreçler iki yıl olmalı, Bütçe Ofisi tüm federal yönetimde bütçe kısıtlamalarını en aza indirmelidir. Tüm kurumlar giderleri üzerine tavan belirleyerek bütçelerini yapmalı ve sınırsız harcama uygulamasına son verilmelidir. Yeni tedbirlerle Kurumların bir yıl içinde öngördükleri ancak harcamadıkları tutarların yarısı, yeni dönemde kendilerine verilmelidir.

2. Personel Politikasını Yerelleştirmek: Federal Yönetimde, Federal Personel Dairesinde 54.000 kişi çalışmakta ve bu kişiler 459 iş türünde, 15 derece ve 10 kademede tüm çalışanları sınıflandırmaktadırlar. Bu durumda iş yükü çok fazla olmakta, bir çok karışıklık çıkabilmektedir. Bunun için; Bütçe Ofisi 10.000 sayfalık Personel El kitabını basitleştirmeli, Kurumların kendilerine ait uygulamaları kademe kademe kaldırmalıdır. Kurumlar personel politikasında kendileri yetkili olmalı ve merkezi yöntem ve formaliteler (formlar, standartlar ) kaldırılmalıdır. Çalışanların tasnifi ve ücretlendirilmesinde Kurumlara esneklik sağlanmalıdır. Kurumlar kendi başarım ve performans yönetimlerini kurmalıdırlar. Mevcut sistemi dizayn etme yetkileri olmalıdır. Performansı yeterli görülmeyenlerin görevden uzaklaştırılmasında da Kurumlar yetkilendirilmeli, böylelikle süreç de kısaltılmalıdır.

3. Satın Almayı Kolaylaştırmak: Federal yönetimde mal ve hizmet alımına 200 milyar dolar harcanmakta ve bu ölçüde de çok sayıda kişi çalıştırılmaktadır. Satın alma süreci, tüm mevzuat baştan ele alınarak basitleştirilmelidir. Genel Hizmetler Yönetimi, enformasyon teknolojisinin rahat kullanımı için Kurumlara daha fazla yetki vermeli, pazar ekonomisine daha fazla güven duyulmalı, belli miktarların altında satın alma süreci tamamen basitleştirilmeli, kurumlar, satın almak istedikleri mal ve hizmetler için kalite kontrolü yapabilme konusunda yetkilendirilmelidir.

4. Denetim Sistemini Yeniden Uyarlamak: 1978 yılında kabul edilen Genel Müfettişlik Sözleşmesi sonucu kurulan 60 kurum yaklaşık 15.000 çalışanı ile oldukça hantal ve verimsiz bir konumda. Mevcut uygulamada müfettişlerin yönetimde yozlaşmanın önlenmesi, bozuklukların giderilmesi için, Kurumların yönetimlerinde iyileştirme yapma yetkileri var. Ancak daha etkili olabilmeleri için, dar uygunluk denetimi yerine, yönetim kontrol sistemlerinin değerlendirilmesi üzerinde odaklanılmalıdır.

5.  Aşırıya Kaçan Düzenlemeleri Azaltmak: Federal Yönetim mevzuatında çağdışı kalmış, tekrar niteliği olan birçok düzenleme bulunmaktadır. Bunlar da hem zaman açısından hem de maddi açıdan büyük zararlara neden olmaktadır. Bundan dolayı; Başkan koordinatörlüğünde, bu tür düzenlemelerin yarısını ortadan kaldırma hedefi ile çalışma başlatılmalıdır. Kurumlara bu konuda daha fazla yetki verilmelidir. Ayrıca mücadelede kurumlar arası koordinasyona çok önem verilmelidir.

6. Eyalet Yönetimlerini ve Yerel Yönetimleri Güçlendirmek: Bu amaçla, en başta, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması sürecinde, kabine seviyesinde etkin rol oynayacak Girişim Kurulu oluşturulmalı, yardım fonları, esnek yardım programına dönüştürülerek, altı kalemde birleştirilmeli, kamu konut programında yerel kuruluşlara yetki devri olmalıdır.

B-Müşteriye Öncelik Vermek

Kamu yönetiminin fonksiyonlarının hemen hemen tümü, özel sektörün yapamayacağı kamusal sorumluluklardır. Ancak, gelişmeler iş hayatının bazı unsurlarını kamusal alana kaydırabilir. Bundan dolayı kamu yöneticileri, özel sektör yöneticileri gibi, hizmetlerin iyileştirilmesi, maliyetlerin düşürülmesi, verimliliğin artırılması çabaları içine girmeye zorlanmaktadır. Bunun için de hizmetlerin sunulduğu müşterilere farklı bir bakışla yaklaşmak gerekmektedir.

1. Müşteriye Sesini Duyurabilme ve Tercih Yapabilme Olanağı Vermek: Tüm kurumlarda müşterilere düzenli olarak kamu hizmetlerini nasıl gördüklerine yönelik sorular sorulması ve yapıcı öneriler tespit edilerek, sorunların nasıl iyileştirebileceği hususunda mesafe sağlanması gerekmektedir. Bunun için Başkan tarafından hazırlanan bir programla, tüm kurumların müşterileri tanımak ve araştırmak amacıyla müşteri hizmet programlarının hazırlanması sağlanmalıdır. Tüm ülkede kariyer geliştirme merkezleri kurularak rekabetçi bir sistem kurulmalıdır. Kamu yararına olan çalışmalarda, kurumlar arası faaliyetlerde düzenleyici sınırlamalar kaldırılmalıdır.

2. Hizmet Örgütlerini Rekabet Edebilir Duruma Getirmek: Burada amaç kurumları, hizmet sunulan müşteriler için rekabet eder hale getirmektir. Mümkün olduğunca tekeller kaldırılmalıdır. Genel yönetim, kurumları rekabet için teşvik etmelidir. Kurumların rahat rekabet edebilmeleri için, muhasebe ve raporlama sistemleri de değiştirilmelidir.

3. Pazar Dinamikleri Yaratmak: Bütün kamu hizmetleri rekabete açık olmayabilir. Bazı hizmetler rekabet olmadığında daha iyi görülebilir. Bu alanda olan kamu kuruluşları, ekonomik bir şekilde hareket ederek, pazar dinamiklerine uygun davranırlar ve rekabet ile karşılaşmazlar. Bu tür kuruluşlar, birçok sınırlamaya ve mevcut bürokrasi ve kırtasiyecilik sorunlarına maruz kalmadan çalışmalarını yürütürler. Ancak pazar dinamikleri mutlaka mevcudiyetini korumalıdır.

5. Sorunların Çözümünde Pazar Mekanizmalarını Kullanmak: Kamu yönetiminde, ülkede karşılaşılan her sorun için bir çözüm mevcut değildir. Nihayetinde devletin hantallığı bu kurumlara yansımaktadır. Sorunların çözümü için devlet hiyerarşisi içinde kalmak olumsuz bir etkide bulunmaktadır. Oysa gerçek anlamda kamu yönetimi; yani, öncelikleri koymak, özel kesimde olanları kamunun gücünü kullanarak almak, pazar mekanizmalarını kullanmayı bilmek çok önemli bir beceri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bundan dolayı devlet, kamu kuruluşlarını bu doğrultuda yönlendirmelidir.

C-Sonuç Elde Edebilmeleri İçin Çalışanları Yetkilendirmek

Kamu yönetiminde kalitenin sağlanması için, yönetim anlayışının değişmesi gerekmektedir. Yetkilerin dağıtılması, bu durumun bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha fazla yetki verilmesi, daha fazla sorumluluğu doğurmaktadır. Yetkilerin gereği yerine getirildiğinde, gerçekleşenlerden de sorumlu olunur. Bunun için gerekli olan yönetim anlayışının değişmesi için yapılması gerekenler;

1. Karar Verme Gücünü Yerelleştirmek: ABD'de büyük şirketlerin çoğu, karar alma mekanizmalarını en aza indirerek, büyük karlar elde etmekte, ürün ve hizmet kalitesinde artışlar sağlamaktadırlar. Yeniden yapılanma sürecinde merkezi yönetimin de bu stratejiyi benimsemesi gerekmektedir. Bunun sonucunda, yeni teknik ve görüşler gelişecek, çalışanların tatminsizliği giderilecek, bütün kurum ve kuruluşların verimliliği yükselecektir.

2. Bütün Federal Yönetim Çalışanlarını Sonuçlardan Sorumlu Tutmak: ABD federal yönetiminde, kamu kurumlarının çoğu stratejik planlara sahip durumdalar. Ancak, önemli olan, plan-sonuç bağlantısını kurmakta güçlük yaşanmasıdır. Yapılan planların nasıl sonuçlanacağı öngörülmemekte, bundan dolayı da bu alanda tedbirler almak gerekmektedir. Bütün kurumlar, ölçülebilir amaçlar ve raporlama sonuçları geliştirmeye ve kullanmaya başlamalı, Hükümet, kaliteli hizmet sunumuna ödül vererek, sonuçları önceden öngörebilen ve buna göre tedbirlerini alan kurumların oluşturulması sağlanmalı, tüm kurumlar yazılı bir şekilde performans anlaşmaları imzalamalı ve bunların gereğini yerine getirmeleri sağlanmalıdır.

3. Bütün Çalışanlara İşlerinde Gereksinme Duydukları Tüm Araçları Sağlamak: Çalışanlardan gerekli verimi elde etmek, yeterli donanımlarla donatılmalarına da bağlıdır. En başta çalışanların hizmet içi eğitimlerine önem verilmelidir. Son gelişmelere göre yeni becerilerle donatılmaları sağlanmalıdır. Yönetim bilgi sistemlerine de gereken önem verilmelidir. Sorumluluk taşıyanlar, bunun gereği olan kararları alabilmek için, ihtiyaç duydukları bilgilere sahip olmalıdırlar. Bunları sağlayabilmek için mali yönetimin de iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda; Federal kurumlar arasında eğitim gereksinmelerinin sağlanması konusunda bu kurumlara gereken esneklikler sağlanmalı, merkezi yönetim, enformasyon teknolojisi konusunda gerekli eğitim çalışmalarını yapmalıdır. Farklı alanlarda farklı düzeylerde beceri derecesine sahip işgücünün yaratılmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bu doğrultuda stratejik planlara ağırlık verilmelidir.

4. İş Yaşamının Kalitesini Artırmak: ABD'de mevcut yönetimler; çalışanların ücretleri, sosyal yardımlar, çalışma koşullarındaki esneklik gibi konularda fazla eleştirilmemektedirler. Ancak bu durumun sürekli olacağı kesin değildir. Sistemde sürekliliğin sağlanması için, Federal Yönetimin iş yaşamının kalitesini artırmaya yönelik bir model geliştirmesi gerekmektedir. Yapılan araştırmalar, en iyi personelin belirlenmesi, verimli olmalarının sağlanması, hep tatmin edici iş yaşamı kalitesini sağlamaya yöneliktir. Verimliliğin üst düzeyde olduğu bir örgüt; çalışanların kurum misyonunu çok iyi bildikleri, buna nasıl uyacaklarının, uyulması için neler yapılması gerektiğinin açıkça belirlendiği ve herkesin profesyonelce düşündüğü bir ortama sahiptir.

5. Bir Çalışan-Yöneten Ortaklığı Oluşturmak: İş ortamında barış ortamı da çok önemlidir. Bu doğrultuda çalışan-yöneten ortaklığının oluşturulması ve mevcutların yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Federal yönetiminde sayıları 125'i bulan işgücünün yaklaşık %60'nı temsil eden federal sendikalar bu noktada büyük önem taşımaktadırlar. Sendikalar ve çalışanlar kalite devriminin olması gerektiğine inanmaktadırlar. Bunun için de alınacak kararlara katılmak istiyorlar. Bu isteklere cevap verebilmek için, Başkan koordinasyonunda, çalışan-yöneten ortaklığını kuracak ve bunu uygulatacak bir Federal Ortaklık Konseyi'nin kurulması sağlanmalı, bu amaçla gerekli yasal düzenlemeler de yapılmalıdır.

6. Kalite Kültürünün Oluşturulmasında Rol Oynayacak Liderler Yaratmak: Söz konusu yeniden yapılanma çalışmalarında etkin rol oynayacak olanlar, liderlerdir. Ancak bu kişiler, yapılanma çalışmaları konusunda gayet açık ve dürüst olmalıdırlar. Bu amaçla Başkan tarafından liderlere, kurum yöneticilerine bu noktada düşün görevlerin kamuoyuna sunulması gerekiyor. Kamu yönetiminde kalite kültürünün oluşturulması için, kurum ve kuruluşlara da, Başkanın vizyonunu anlamaları hususunda yardım etmek gerekiyor. Kurulacak Başkanlık Yönetim Konseyinin işlevi de bu olacak. Her federal bakanlık ve kurumun tayin edeceği, baş operasyon görevlileri, bu konsey direktiflerinde hareket ederek, kalite kültürünün oluşturulmasına çalışacaklar. Ayrıca Başkanlık Yönetim Konseyi, bu amaçla tüm kamu yönetiminde eğitim çalışmaları başlatacaktır.

D-Temel Esaslara Geri Dönmek


Bir federal görevlinin, Al Gore'a yazdığı; yaptığı işin gereksiz olmasından dolayı her ay Devletten 11 dolar çaldığına yönelik mektubu, ABD'de prosedürlerin sorgulanmadığı, değişime karşı direnişin olduğu, bir yararı olmayan programların kapatılmasında esnek davranılmadığı gibi sorunları ortaya çıkarmıştır. Yararı kalmayan programların kaldırmak çok zor olmaktadır. Çünkü bundan yararlananlar mevcut sistemin devam etmesi için direnmekteler. Bu birkaç kişinin özel yararı, kamunun genel yararına üstünlük sağlıyor. Bunun için çok fazla maliyeti olan, artık yararı kalmamış, programların kadroların kaldırılması gerekiyor. Ancak bunu bir anda yapmak mümkün değil. Çözüm kamu yönetimi genel kültürünü değiştirmek. Bunun için; pazar dinamiklerini işletmek, tüm kurumlarda tasarruf yapılmasını sağlamak ve bu tasarrufları kurumlarla paylaşmak, gereksiz programları çok iyi analiz ederek, performans değerlendirmesi sonucu kaldırmak, kamu hizmeti alanların ihtiyaç duymadıklarını reddetmelerine olanak sağlamak gibi tedbirlerle sağlanabilir. Bunlar uygulamaya konulunca, kamu yönetimi yeni kurallara göre çalışmaya başlayacak, kamu kuruluşları gereksiz programlarının ve kadrolarının kaldırılmasını kendileri isteyeceklerdir.

1. İhtiyaç Duyulmayan Unsurları Elemek: Zamanla koşullar değişmesine rağmen, kamu yönetimi mevcut konumunu korumakta. Oysa zamanın değişmesi ile birlikte, eskiyen, yeniliklere uyum sağlayamayan programlar, faaliyetler ve kurumlar kaldırılmalıdır. Mevcut mevzuatta tekrarlanan işler ve konular elenmelidir. Bunun yanında özel çıkar sağlamaya yönelik uygulamalara da son verilmelidir. Federal yönetimde birçok uygulama, baskı gruplarının baskıları sonucu ortaya çıkmıştır. Bunları da kaldırmak gerekmektedir. İhtiyaç duyulmayan unsurların elenmesi, Federal Yönetime beş yıl içinde en az 2 milyar dolar tasarruf sağlayacaktır.

2. Daha Fazla Tahsilat Yapmak: Bu amaçla en başta; piyasaya dayalı ücret anlayışın yerleştirmek, mevcutlarını geliştirmek, zamanı geldiği halde ödenmeyen kredileri, yanlışlıkla veya hile sonucu yapılmış ödemeleri mutlaka tahsil etmek, borçları daha düşük faiz oranları ile yeniden finanse etmek gibi tedbirler düşünülebilir. Bu doğrultuda, bütün kurumlara, hizmetlerin ücretlerini belirlemede ve bu ücretlerden sağlanan gelirleri kullanmada daha fazla inisiyatif tanınması gerekmektedir.

3. Daha Fazla Verimlilik İçin Yatırım Yapmak: Kamu yönetiminde yeniden yapılanmanın önündeki önemli bir engel de, yatırım sermayesi yetersizliğidir. Federal kurumlar yaptıkları tasarruflar, merkezi yönetime aktarıldığı için, kurum yatırımlarında kullanılmamakta, tasarruflar kaybolup gitmektedir. Bundan dolayı tasarrufların, bunları sağlayan kurumlarda kalması temin edilmelidir. Ayrıca kamu kurumlarına borç ve kredi kullanımında inisiyatif tanındığında yeni yatırım yapmalarının önü açılacak ve verimlilikleri artacaktır.

4. Maliyetleri Azaltmak İçin Yeni Programlar Geliştirmek: Bu amaçla yeni teknolojilerin kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Müşteri odaklı elektronik kamu yönetimi yapısına bir an önce geçilmelidir. Bu alanda kamu yönetimi özel sektöre göre çok geride kalmıştır. Çünkü tekel olarak hareket eden, yönetimi modernleştirmeye çalışanlar, bürokrasiye ve kırtasiyeciliğe takılmışlar, bu duruma işleri her zaman olduğu gibi yapma eğilimi de eklenince, bugünkü durum ortaya çıkmıştır. Kurumlar arasında görülen uyuşmazlıklar da, mevcut durumu pekiştirmiştir. Acilen arabuluculuk, erken tarafsız değerlendirme, delil toplama, uyuşmazlık hakemi gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri uygulanmaya konulmalıdır.

Raporun sonuç bölümünde Başkan Clinton, bu raporun depolarda çürümeye bırakılmak için hazırlanmadığını, gereğinin mutlaka yerine getirileceğini belirtmektedir. Bu anlayışla başlayan sonuç bölümü, raporda anlatılanların kısa özeti ile devam etmiş. Dönemin Federal Yönetiminin 2.1 milyon memur, 800.000 işçi ve 1. 8 milyon askeri personel ile yaklaşık 1.5 trilyon dolar bütçe ile devasa bir büyüklüğe sahip olduğu ve yeniden yapılandırılmasının bu derecede anlam ifade ettiği vurgulanıyor. Raporun, bu yönetimin sorunlarını ve çözüm yollarını belirlediği, ancak bu süreçte her sorunun çözümü için yola çıkılmadığı, yalnızca federal yönetim içinde yeniden yapılanma timlerinin bulunduğu birimlerin bu kapsama girdiği, ancak buralar için yapılan tespit ve getirilen çözüm önerilerinin genel yönetime de yüksek oranda yansıdığı açıklanmaktadır. Raporla ilgili ilginç bir nokta da, yeniden yapılanma konusunda son yıllarda yapılan en önemli ve dikkat çeken çalışma olmasıdır. Mevcut yönetimin soruna bakış açısını göstermesi açısından da dikkate değerdir. Bundan dolayı da, günümüze dek benzer çalışmalar, aynı kararlılıkta sürdürülmüştür.

Son Gelişmeler: Somut Çözümlere Doğru

Al Gore raporu ile başlayan yeni süreç, yönetimde görülen istikrarın da etkisi ile birlikte, günümüzde de devam etmektedir. Bu rapor ile, yönetimin yeniden yapılanması sürecine yönelik takınılan oldukça kararlı ve ciddi tavır, hemen her yıl, yeniden yapılanmayla ilgili bir çalışma yapılmasına neden olmuştur. Özellikle Beyaz Saray ve Blair House merkezli çalışmalar, Başkanlığın kontrolünde, ülkede yapılması gerekenleri ve yapılanların değerlendirmesini içermiş, diğer ülkelerdeki uygulamalar için de yol gösterici olmuştur.

1980'li yıllarda gündeme giren, 1990'lı yıllarda ise yoğun olarak tartışılmaya başlanan yönetimin yeniden yapılanması, 1992 yılında "Amerikan Perestroika" olarak nitelenen Osborne ve Gaeblerin "Reinventing Government" isimli kitabının ortaya çıkması ile tüm dünya kamuouyunun gündemine girmiştir. Osborne ve Gaebler, çalışmalarında sundukları yeni yönetim modelini yönetimin her düzeyinde uygulanmak üzere tasarlamışlardır. Model uyumlu-sorumluluk taşıyan, verimli ve etkili yöntemler önermekteydi. Kaliteli mal ve hizmet sunumu, müşterilere karşı sorumluluk, emretme ve zorlama değil ikna yöntemlerini içermektedir. Osborne ve Gaebler çalışmalarına başlarken daha fazla ya da daha az yönetim değil, yönetişim(daha iyi yönetim) istediklerini, bu amaçla yola çıktıklarını belirtmişlerdir.

Gore'un 1993 tarihli raporu, iki esas içermektedir. Birincisi, reformun kavramsallaştırılması, bu süreçte ABD'nin oynadığı uluslararası rol ve dönemin yönetiminin yeniden yapılanmasına gerçekten olan katkılardır. İkinci olarak ise, reformun dizaynı, uzun süreli değişimlere olan uyumu ve bunun göstergeleri. Bunun yanında raporda dört anahtar kavram bulunmaktadır: Kırtasiyeciliğin önlenmesi, müşteriye öncelik verilmesi(müşteriden kasıt hizmetlerin götürüldüğü vatandaşlar), çalışanların her yönden güçlendirilmesi, esaslardan vazgeçilmeyerek çalışmalardan mutlaka sonuç alınması. Al Gore'un raporunda; başarıya ulaşılabilmek ve geçmiş dönem tecrübelerindeki başarısızlıklara uğramamak için gereken mentalite farklılığı ve kültür değişimini gerçekleştirilebilmek amacıyla yapılaması gerekenler; eğitim seferberliği, katılım ve ortak sahipliğin yönetimin en üst seviyesinde bile sağlanması, çalışanlarla örgütler arasında iki yönlü iletişimin kurulması, Kongre ile ortaklık ilişkilerinin güçlendirilmesi, vatandaştan ve müşterilerden gelen geri bildirimlerin kullanımı ve dikkate alınması sürecine önem verilmesi, yeniden yapılanma plan ve faaliyetlerinin koordinasyonu için geniş kapsamlı mekanizmaların kurulması gerektiği belirtilmektedir.

Raporun sonuç bölümünde, belirtilen adımların gerçekleştirilebilmesi için, kamu yönetiminin harekete geçtiği belirtilmektedir. Bunun için en başta, bütün yönetim birimlerinde yeniden yapılanma birimleri kurulduğu ve bunların yeniden yapılanma stratejilerini pratikte gerçekleştirecek birimler olarak ön plana çıkarıldığı ifade edilmektedir. Federal Yönetiminde liderlerle çalışanların temsilcileri arasında ilişkiler başlatıldığı ve yeniden yapılanma çalışmalarının çalışanları çok rahatlatacağı, çalışanların katkılarının ise yeniden yapılanma gruplarının çalışmalarına önemli katkıları olacağı düşünülmektedir. Üçüncü olarak Başkan Clington'un Kabine'ye performans anlaşmaları yaptırarak, soruna verdiği önemi ortaya koyduğu ve genel ilkelerin yönetim yapısına yayılması için bir mekanizma geliştirildiği, bunda Başkanın ilkelerini ve görüşlerini yansıtan stratejiler geliştirildiği belirtilmektedir. Tüm bu faaliyetlerde düzenleyici konumunda olan Başkanlık Yönetim Konseyinin kurulması da çok önemli bir gelişme olarak karşımıza çıkmakta. Ayrıca Federal Kalite Konseyinin tüm çalışmalara ve çalışmalarda görev alan birimlere tam destek sağlayacağı, kalite yönetimi konusunda bilgi vererek, eğitim ve araştırma çalışmalarında bulunacağı de belirtilmektedir. Federal yönetimin bu tür çalışmaların yanında, yeniden yapılanma ile ilgili olarak ileriye dönük plan ve projeler tasarladığı, bazı spesifik konularda olabilecekler konusunda hazırlıklı olabilmek için çalışmalar yaptığı da ifade edilmektedir. Tüm bunlar ve Raporun "yaratma cesaretimiz varsa, gelecek bizimdir" sözü ile sona ermesi de ülkede yeniden yapılanma çalışmalarına, genel olarak verilen önemi göstermektedir. Bu şekilde kısa süre içerisinde raporun gerekleri yerine getirilmiş, gelecekte bu tür çalışmaların önü açılarak, Ülkede uzun süreli yeniden yapılanma sürecine girilmesi sağlanmıştır.

1980 ve 1990'lar Amerikan Kamu Yönetimi için yeni yaklaşımların gündeme geldiği yıllar olmuştur. Yeniden kurma, yeniden inşa etme, yeniden yapılanma gibi kavramlar ortaya atılmıştır. Bunlar birbirlerine yakın yaklaşımlar olmasına rağmen, hiçbiri esas hedeflerine yaklaşamadılar. Bu durum sürpriz değildi. Çünkü tarihsel olarak baktığımızda, yeniden uyarlamacılar, Amerikan Kamu Yönetiminde hakim politik yapıya, siyasal hareketlere bağımlı kaldılar. Hakim ideolojiden etkilendiler. Ancak bu durum, 1990'lı yıllarda yönetimin yeniden yapılanma çalışmalarının Başkanlık koordinasyonunda gerçekleştirilmeye başlanması ile birlikte değişti. İstikrarlı yönetim ve sorunu kararlı yaklaşım, kamu yönetiminin yeniden yapılanması girişimlerinin başarılı olmasını sağladı.

ABD'de özellikle son yıllarda, iki tür yönetimin geliştirilmesi çabasına tanık olunmuştur. Bunlardan birincisi yeniden yapılanma çalışmalarıdır. Bu çalışmalar daha çok eyaletlerde Valilerin programları ile merkezde ise Başkanların çalışmaları ile şekillendi. İkinci çaba ise, yeniden örgütlenmeye yönelikti. Geçmişte yapılan çalışmalar da genelde soruna bu çerçeveden bakmıştı. Ülke genelinde bu çalışmaların kavranması daha kolay olurken, özellikle Başkan koordinatörlüğünde gerçekleştirilen yeniden yapılanma çalışmalarının kavranması oldukça zor olmuştur. Buna eyaletler arasında farklı uygulamaların olması da eklenince, özellikle Federal Yönetimde yapılan yeniden yapılanma çalışmaları, burası ile sınırlı kalmakta, ülke geneline yayılması, elde edilen başarı oranına bağlı olmaktadır.

ABD'de Al Gore'un 1993 yılında hazırladığı yeniden yapılanma raporu, bu alanda bir süreci başlatmış ve ilerleyen yıllarda yeni raporlar gündeme gelmiştir. Yeni raporlarda da, adeta yeniden yapılanmadan sorumlu olan Al Gore'un imzası bulunmaktadır. Yeniden çalışmaları ile ilgili olarak Başkan Clinton "Hedefimiz tüm federal yönetimi daha düşük maliyetle çalışan, daha etkili bir bünyeye kavuşturmak, ulusal bürokrasinin kendini beğenmiş ve kendisinde zorlama gücü bulan yönünü değiştirmek" olduğunu belirtmektedir. Bu düşünce, yeniden yapılanma konusundaki titizliği ve kararlığı sergilemektedir.

ABD' de bu dönemde başlatılan hükümet düzeyinde çalışmalar, soruna duyarlılığın artmasına ve başka çalışmaların yapılamasına da neden olmuştur. Kongrenin her iki kanadında da yeniden yapılanma ile ilgili tartışmalar yapılmış, Kamu Yönetimi Ulusal Akademisi (NAPA), yönetimin yeniden dizaynı anlaşması yaparak, çalışmalara büyük katkı sağlayacak bilgi iletişim ağı kurmuştur. Başkanlık dışında, yeniden yapılanma çalışmalarına yapılan bu katkılar, sorunun kapsamının genişlediğini ve toplumun farklı kesimlerinden de ilgi görmeye başladığının göstergesidir.

Gore'un 1993 tarihli raporundan sonra yaptığı en önemli çalışma, 1996 yılında hazırladığı "Best Kepret Secrets of the Government"isimli rapordur. Raporda yönetimin dört sırrı bölümler halinde belirtilmiş ve her biri ile ilgili çok ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Buna göre; birinci bölümde Federal Yönetime sağduyunun hakim kılınması incelenmiş. reformların yapılması, yönetim sistemleri ve yapısı, araştırma merkezlerinin yeniden yapılanması, personel reformu, iş başvurularında eşitlik, kırtasiyeciliğin azaltılması, çalışan-yöneten işbirliğinin oluşturulması, işyerlerinde barışçıl ortamların oluşması, performans değerlendirme, ödül sistemi ile çalışanları başarıya zorlama, imtiyaz fonları kurma gibi hususlara açıklık getirilmiştir. İkinci bölümde ise, Başkanın resmi istekleri, müşterinin kim olduğunun belirlenmesi, müşteriye ne istediğinin sorulmasının gerekliliği, standartların belirlenmesi, müşterilerin rahatlığının sağlanması, bilgisayarlar ve eğitimin önemi ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, iş çevreleri ile ortaklıkların kurulması, çevre, iş güvenliği, emekliler sorunu, sağlık-bakım, hayvancılık, tüketiciler, ilaç ve bağımlılık, düşmanın bilinmesi gibi hususlara açıklık getirilmiştir. Dördüncü bölümde ise, hükümetle yerel yönetimler arasında ortaklıkların kurulması, seçme seçilme hakkı düzenlemeleri, performans ortaklığı, çevre, eğitim ve sağlık reformları incelenmiştir.

Raporun giriş bölümünde daha önceki dönemde yapılanlar somuta indirgenerek belirtilmiş ve yeniden yapılanma çalışmalarının, sonuç alındığı takdirde ne kadar önemli olduğu vurgulanmıştır. Örneğin işgücünde yaklaşık 240.000 kişilik bir azalma olduğu, 14 bakanlıktan 13'ünde özellikle çalışan sayısında büyük azalmalar olduğu, sadece Adalet Bakanlığında bunun yapılamadığı, çünkü, Hükümetin uyuşturucu kullanımı-kaçakçılığının ve suçun önlenmesine yönelik büyük bir mücadele verdiği belirtilmektedir. Bu sonuçlar bir ölçüde 1993 tarihli raporun sonuçlarıdır diyebiliriz.

Ayrıca, Raporda, artık büyük ve hantal yönetim olgusunun kaybolmaya başladığı, devletin hızla küçülmeye başladığı, Hükümetin radikal bir şekilde klasik alışkanlıkları değiştirme iradesine sahip olduğu, halka geçmişten çok daha iyi hizmet yapıldığı, halkın işinin kolaylaşması için mevzuatlarda önemli yenilikler yapıldığı, yaklaşık 16.000 sayfa mevzuatın iptal edildiği ve 31.000 sayfa mevzuatta basitleştirme yapıldığı ve eyalet-yerel yönetimlerle yapılan olumsuz ilişkilerin olumlu hale getirildiği belirtilmektedir.

Al Gore'un hazırladığı 1996 tarihli rapor; hükümet çalışanlarının, vatandaşların, işverenlerin, eyalet ve yerel yönetimlerin, federal yönetimin yeniden yapılanmasına yönelik girişimlere gayet olumlu baktıklarını belirtmektedir. Raporda; bağımsız düzenleyici kurullarda üst düzey yöneticilerle ilgili olarak yapılan düzenlemeler, bağımsız düzenleyici kurullar, eyalet ve yerel yönetimler, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ve özel sektör arasında fiyatların düşürülmesi, hizmetlerin optimum dağıtımı ve yozlaşmanın engellenmesine yönelik işbirliğine gidilmesi, yeniden yapılanma çalışmalarında birim düzeyinden bürolar düzeyine geçilerek, sorunlara daha genel yaklaşılması, Hükümetin Performansına Yönelik Sonuçlar Sözleşmesi, Mali Sektörde Çalışanlar Sözleşmesi, Borç Yönetimi, Mali Belgeler Ve Bilgi Teknolojisi ile ilgili düzenlemelerin acilen yapılacağı da belirtilmiştir.

Gore, yeniden yapılanma çalışmalarına hazırladığı yıllık raporla da katkıda bulunmuştur. 1997 yılında hazırladığı yıllık raporda, 2000 yılında olabilecek gelişmeleri anlatılıyor. Çalışmalarda internetten yüksek düzeyde yararlanılacağı, bürokrasinin çok basite indirgeneceği, karmaşık formların kaldırılacağı, birçok sektörde yeniden yapılanma sağlanacağı anlatılıyor. Kurum ve kuruluşların çalışmalarından halkı bilgilendireceği, başarılı örneklerin uyarlanıp uygulanacağı ifade ediliyor.

1997 yılında hazırlanan diğer bir raporda ise; müşterilerin kimliklerini tanıyan ve onları kazanmaya çalışan, Washington dışında da işlerin nasıl gittiğini inceleyen ve buna dikkat eden, bilgi teknolojisine çok yakın olan, kesimler arasında uyum sağlayacak düzenlemeler üzerinde yoğunlaşan ve hiçbir şekilde zor kullanmayan, faaliyet alanını sonuç üreten alanlara da kaydırmaya başlayan, emek yönetimi ortaklıklarını ve alternatif tartışma çözümlerini kullanan, iş ve görevlerin yapılma sürecini yeniden düzenleyen, en yetenekli kişileri kullanan, yeni olanakların yaratılabilmesi için tasarrufa büyük önem veren, yönetim içinde diğer birimlerle kaynak havuzları oluşturan, işe yaramayan düzenlemeler için özellikle Kongre boyutunda çözümler arayan, yönetim merkezlerini mümkün olduğunca azaltmaya çalışan, yeniden yapılanma politikalarında ortak bir tavır sergileyen, rekabetin geliştirilmesi için çalışan, hizmet sektörlerine kaynak ve pozisyon aktaran ve performans tabanlı örgütler oluşturmaya çalışan bir yönetim tasviri yapılmaktadır.

ABD'de bu raporlarda getirilen öneriler yanında, son yıllarda bürokrasinin yeniden yapılandırılmasındaki güçlükler karşısında alternatif yeni modeller geliştirilmiştir. Bunlardan Pazar Yönetim Modelinde, tekelciliğin geleneksel yönetimin temel bir özelliği olduğu, bu modelde yapısal olarak yönetimin yetki devrine gitmesinin tercih edildiği, yönetimde performansa dayalı özel sektör tekniklerinin kullanılması gerektiği, politika yapım sürecinde iç pazarları ve pazar önceliklerinin dikkate alınması ve modelde kamu kârının daha az olması gerektiği belirtilmektedir. Katılımcı Yönetim Modelinde; geleneksel yönetimin temel sorununun hiyerarşi olduğu, başarılı yönetim örgütlerinin tercih edildiği, Yönetimin Toplam Kalite Yönetimi gibi takım çalışmasını ön plana çıkaran teknikler geliştirebileceği, politika yapım sürecinde danışma ve görüşmelerin ön plana çıktığı ve kamu kârının önemli bir konumda olduğu bir model öngörülmektedir. Esnek Yönetim Modelinde; geleneksel yönetim modelinin sorunlarının temel nedeninin süreklilik taşımaması, yapısal olarak fiili örgütlerin ve bunların birliklerinin tercih edildiği, geçici personelden yararlanıldığı, politika yapım sürecinde deneyimin önem kazandığı, kamu kârının koordinasyon sonucu elde edilecek düşük maliyetlere bağlı olduğu bir model belirtilmektedir. Düzenleyici Yönetim Modeli ise; düzenlemenin yönetimin kendisi için olması gerektiğini, bu yetkinin sanayi için kullanılmaması gerektiği, sınırlandırıcı politikaların ve kuralların geleneksel yönetimin temel sorunları olduğu, hiçbir yapısal düzenlemenin tercih edilmeyeceği, yönetimin ancak özgürlük ortamında geliştirilebileceği, politika yapım sürecinin düzenleyici devletten geçeceği, kamu kârının aktiflik ve yaratıcılık üzerine kurulu olduğu belirtilmektedir.

Son yıllarda ABD Beyaz Saray örgütünde, yeniden yapılanma çalışmalarına bu şekilde yaklaşılmaya başlanmıştır. Yaşanan deneyimler, sorunlara çok yönlü bakarak çözüm bulunmasına neden olmuş, çözüm bulunamayan sorunlarda ise, farklı yaklaşımlar getirilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede Al Gore, 1999 yılında da bir rapor hazırlamıştır. Rapor beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; çalışanlar, işverenler, müşteriler arasında denge kuracak, sonuçlarla uyumlu bir ölçüm sisteminin kurulması, ikinci bölümde; örgütün her düzeyinde sorumluluk sisteminin kurulması, üçüncü bölümde; verilerin toplanması, analizlerinin yapılması ve kullanılması, dördüncü bölümde; verilerin bir sonuca bağlanması, beşinci bölümde ise; liderlik rollerinin paylaşılması tartışılmakta ve bu alanlarda yapılacaklar belirtilmektedir. Bu döneme kadar tam anlamıyla kurulamayan sorumluluk sisteminin Yönetimin her kademesinde sorumluluk sistemini kurmak gerekiyor. Pratik örneklerden yola çıkarak, performans tabanlı örgütleri yaratarak sorumluluğu yaymak gerekiyor. Sponsorluk sisteminin güçlendirilmesi gerekiyor. Bütün bu çalışmalar yapılırken, çalışanların mutlaka bilgilendirilmesi gerekiyor. Aynı zamanda müşteriler de bilgilendirilmeli, bu süreçte internet sisteminden yararlanılmalı ve yazılı basını çok iyi kullanılmalıdır. Ayrıca takım çalışması ödüllendirme sistemi kullanılarak teşvik edilmelidir.

ABD'de yapılan yeniden yapılanma çalışmaları yıllık raporlarla ve arada bir hazırlanan geniş kapsamlı raporlarla bir sisteme oturtulmuş ve uygulamaya dönük sonuç alınabilmesi için yoğun çaba harcanmıştır. Her yıl sonuçların değerlendirilmesinde görülen olumlu sayısal değerler, bu tür çalışmaların daha istekli yapılmasına neden olmaktadır. Örneğin Clinton, yeniden yapılanma çalışmaları sonucunda; 138 milyon dolar tasarruf sağlandığını, bunun bütçe açıklarının kapatılmasından, ödemeler dengesinin sağlanmasına, mevduat faizlerinin düşmesine kadar bir çok alanda olumlu gelişmelere neden olduğunu belirtmiştir. Clinton bir başka konuşmasında son yıllarda yapılan yeniden yapılanma çalışmalarının, ülkede; son 29 yılın en düşük işsizlik oranına, son 20 yılın en düşük yoksulluk oranına, son 42 yıldır ilk defa ard arda bütçe fazlası verilmesine, tarihte en yüksek ev sahipliği oranının elde edilmesine neden olduğunu ifade etmiştir. Bu olumlu tablo kamuoyuna duyurulduğunda çok olumlu tepkiler alınmış, özellikle hükümet yetkilileri de başarılı sonuçlardan gayet memnun olduklarını belirtmişlerdir. Bu durumda yeniden yapılanma sürecinin devam etmesi kaçınılmaz olmaktadır. Çünkü, süreç alınan başarılı sonuçlarla birlikte bir tür ivme kazanmakta, bu durum da başarının katlanarak artmasına neden olmaktadır.

Genel Değerlendirme

Günümüzde dünyada çok yönlü bir dönüşüm süreci görülmektedir. Bu dönüşümün dört farklı şekilde olduğu belirtilmektedir. Bunlar; sanayi toplumundan bilgi toplumunu geçiş, Fordist üretimden esnek üretime geçiş, ulus devletler dünyasından küreselleşmiş dünyaya geçiş ve Modernist düşünceden Post Modernist düşünceye geçiş. Bu dönüşümler aslında hep birbirleri ile ilişkili. Hepsinin sonucunda da mevcut yönetim anlayışı yıpranıyor. Bugün yıpranmayı durdurmak için sürekli bir arayış var. Bu arayışlarda hep yönetimin yeniden yapılandırılması düşünceleri ön plana çıkıyor. Bu düşünceler ise, her defasında yeni yönetim düşüncesi çerçevesinde şekillenmekte. Yeni yönetim anlayışında; sivil toplum örgütleri, aktif katılımcılık, yönetişim, yapabilir kılma gibi anahtar kavramlar bulunmakta. Sivil Toplum Örgütleri kavramından, katılımcılık, kararlara katılma, karar alma sürecini etkileme, yönetime katılma gibi fonksiyonlar anlaşılmakta. Katılımcılık, hem demokratikleşme hem de sivil toplum örgütlerinin gelişmişlik düzeyini ortaya koymakta. Yapabilir kılma kavramı; yetki devri, yerinden yönetim, özerklik, öz yönetim gibi alt kavramları içermekte. Yönetişim ise oldukça yeni bir kavram olarak, klasik, geleneksel, hiyerarşik, bürokratik ve şimdiye kadar iyi sonuç vermeyen yönetim anlayışının tersine, sivil toplum örgütlerine önem veren, gelişimlerinin önünü açan, katılımcılığı, saydamlığı, yetki devrini, yerinden yönetimi, sonuç verici ve uygulanabilir çözüm yollarını teşvik eden ve benimseyen bir anlayışı içermektedir.

Tüm bunlar sonucunda 21. yüzyılın devleti; küçük ama etkin devlet olmak durumunda kalıyor. Ulusal ekonomi içerisinde, devletin görev ve fonksiyonlarının mümkün olduğunca sınırlandırılması ve rekabetçi piyasa ekonomisine işlerlik kazandırılması gerekiyor. Devletin sahip olduğu siyasal güç ve yetkilerin de anayasal ve yasal kurallarla sınırlandırılması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü aşırı büyümüş devlet totalitarizme yönelmekte. İdeal devlet ise devlet otoritesinin bulunmaması sonucu oluşacak anarşizmden ve aşırı devlet otoritesi ile birlikte gelecek totalitarizmden uzak durmak zorunda kalıyor. Aslında devletin asıl işi, "vatandaşlara başka düşünce ve etkinlikleri empoze etmemek, onları terbiye etmemek, onları başka bir yönde daha iyi ya da mutlu yapmamak, onları yönlendirmemek, onlara hiçbir durumda çatışmaya meydan vermeyecek şekilde liderlik yapmak ya da faaliyetlerini koordine etmek..."tir. Devletin görevi ise "oyunun kurallarını koymak ve onlara uyulmasını sağlamak, yani hakemliktir veya bilinen kurallara göre tartışmayı yürüten ama kendisi katılmayan başkanlıktır".

Global olarak görülen bu gelişmeler, ABD'ni de had safhada etkilemektedir. Bu gelişmeler paralelinde, Amerika'da özel sektörün yaşadığı deneyimler sonucunda, başarılı olmak için; süratli, samimi ve çok yönlü iletişim, esnek yapı, yenilikleri deneme isteği, işleri basite indirgeme, müşteriye yönelik olarak hizmet tutkusu ile çalışma, kaliteye özen gösterme, müşterinin taleplerine kulak verme, pazar bölümlemelerine dikkat etme, rekabete hazırlıklı olma, bağımsızlık ve müteşebbislik ruhundan ödün vermeme, şampiyonlara destek verme, başarısızlığa da hoşgörüyle bakma, insanlara yönelik yönetim, kalıcı değerlere yönelik günlük yönetim gibi tarz ve yöntemleri uyguladıkları görülmektedir. Özellikle yeni yönetim anlayışında yerini bulan devletin bu yeni versiyonu, daha fazla özgürlük, daha fazla refah, daha fazla kalite arayan tüm toplumların ortak arzusu olmuştur.

ABD'de yapılan yönetimin yeniden yapılandırılması çalışmaları da hep bu perspektiften hareketle gerçekleştirilmektedir. Hemen hemen her yıl hazırlanan yıllık raporlar ve geniş kapsamlı çalışmalar, yönetimde yeni kamu yönetimi anlayışının yerleştirilmesi amacına yönelik gerçekleşmektedir. Bu amaç oldukça uzun bir süreci içermektedir. Ancak, uzun süreçte, ilkelerden ödün vermeden, kararlı bir şekilde çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. ABD'de son on yılda bu şekilde davranılmış ve önemli başarılar sağlanmıştır.

Ülkemiz açısından düşündüğümüzde, ABD'nin kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması çalışmalarında bize çok iyi örnek olabileceğini düşünüyoruz. Özellikle ülkemizde, yeniden yapılanma çalışmalarının uzun bir süredir sürüyor olmasına rağmen başarının bir türlü sağlanamaması, farklı uygulamaları çok iyi analiz etmemizi gerektirmektedir. En basit şekliyle, ABD'de yeniden yapılanma çalışmalarında, koordinatör olarak en üst yönetim organı Başkanlık örgütünün belirlenmesi, biz de ise, yeniden yapılanmadan sorumlu bir bakanlığın bile belirlenememiş olması, sanırız başarısızlığımızın en basit şekliyle tescilidir.

Yeni yönetim anlayışının yerleştirilmesi, kamu yönetiminin tüm olumsuzluklarının giderilecek şekilde yeniden yapılandırılması en başta, bu konuda kararlılığı gösterecek iradenin oluşmasına bağlıdır. Sürekli artmakta olan sorunların çözümünde, "eğer başarma cesaretimiz varsa, gelecek bizimdir!"

 


Faydalı Kaynaklar:

§   Brudney, Jeffrey L.-Ted F. Hebert; "Reinventing Government in the American States: Measuring and Explaining Administrative Reform", Public Administration Review, Vol. 59, Issue 1, January/February 1999.

§   Butler, Robin; "Reinventing Government", Public Management Symposium, Public Administration, Vol.72, No.2, Summer, 1994.

§   Clinton, Bill; Democratic Leadership Council, Shoreham Hotel, Washington, October, 1999/b.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !